FATİMATÜZ DERNEĞİNDEN KONFERANS
12.11.2012

Fatsa Fatimatüz Zehra Alevi Bektaşi Derneği tarafından düzenlenen “Ehlibeyt Sevgisi ve Muharrem Ayının Önemi” konulu konferansta konuşan Alevi Bektaşi dedesi Süleyman Alan, “Bizim ehlibeyti sevebilmemiz için onlara ait bilgimizin, malumatımızın olması gerekir, çünkü bilen bildiğini bildiği ölçüde sever” dedi.

Fatsa Belediyesi Kültür Sarayı’nda düzenlenen konferansa Belediye Başkanı Hüseyin Anlayan, FASİAD Derneği Başkanı Hasan Gül, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Gürsel Avcı, İlçe Müftüsü Şenel Yılmaz, CHP İlçe Başkanı Doğan Çelebi, Demokrat Parti İlçe Başkanı Burak Eroğlu ve çok sayıda ilçe halkı katıldı.

Programın açılış konuşmasını Fatsa Fatimatüz Zehra Alevi Bektaşi Derneği Başkanı Ali Rıza Güvenkaya yaptı. Fatımatüz Zehra Alevi Bektaşi Derneği olarak kurulalı kısa bir zaman olmasına rağmen etkinliklerine hız kesmeden devam ettiklerini belirten Ali Rıza Güvenkaya, “Geçtiğimiz yıl “Matemi Muharrem, Şehidi Kerbela, İmamı Hüseyin” “Örnek Anne Hz.Fatıma Anamız” konulu konferanslar ve Hünkar Hacı Bektaşi Veli Hazretlerine ziyaret gezileri gerçekleştirdik. Bu yıl da derneğimizde çeşitli kurslar ile “Ali Aba Sohbetleri’ yapmaya başlamış bulunmaktayız. Bu akşam aramızda çok kıymetli bir büyümüzü misafir ediyoruz. Alevi Bektaşi İnanç önderleri dedelerimiz aramızda, bizleri kırmayıp, matem ayımız Muharrem ayının da yaklaşması münasebetiyle “Ehlibeyt Sevgisi ve Muharrem Ayı’nın önemini daha iyi idrak edebilmek amacıyla konuşmacı olarak programımıza katılan saygı değer Süleyman dedemiz başta olmak üzere siz kıymetli misafirlerimize çok teşekkür ederiz.

Ehl-i Beyt sevgisini gönüllerimizde nurlandıran; kararmış gönüllerimize gönül tohumları serptiren bu muazzez günlerin yüzü suyu hürmetine Allah bir daha İslam Dünyası’na Kerbela olayını göstermesin. Hz. Hüseyin’i, şehid-i kerbelayı duyunca burunlarımızın kemikleri sızlıyor, ciğerimiz kanıyor, gözyaşlarımız ceyhûn oluyor. Çünkü O, Muhammed Mustafa’nın sancağı altında zaman zaman sıratı, zaman zaman mizan yolunda, mazlum mazlum gezer İmam Hüseyin sözünün muhatabı, cennet gençlerinin efendisi, Efendimiz’in gözbebeği İmam Hüseyin’dir. Kerbela’da şehit edilen 72 şehidimizin acısı gerçekten bugün de hala yüreklerimizi sızlatıyor. O günlerin o büyük ve vahim hatanın bugün affedilmesinin mümkün olmadığını görüyoruz. Ama bundan bir ders çıkarmamız gerekiyor. Kerbela derken, Ehl-i Beyt derken sadece matem, yas olarak da anlatarak, anlayarak geçemeyiz. İmamı Hüseyin’in hayatı bizim hayatımıza rehber olmalı, onun aile hayatı, yaşantısı, yaşam tarzı onun öğütleri, onun hutbeleri bizim hayat kaynağımız, rehberimiz olmalıdır” dedi.

“Muharrem Ayı Bir Fırsattır”

Kuran’ı Kerim bize bilmenin ne kadar önemli olduğunu, bilmenin gerekli olduğunu anlatıyor. “Hiç bilenler ile bilmeyenler bir olur mu” diyerek anlatıyor. Hz. Peygamber ise “İlim Müslüman’ın yitiğidir kaybettiği zaman bulması gerekir” diyor. Yine ilime ve bilime önem veriyor. İmam Aliyel Murtaza ise “Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum” diyor. Burada kullanılan kölesi olmak kelimesi ilime karşı olan önemi gösteriyor. Anadolu’nun Serçeşmesi olan pirimiz, üstadımız, hünkârımız Hünkâr Hacı Bektaşi Veli’de bize “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diyerek ilimin insanlığın yolunu nasıl aydınlatacağını belirterek önem veriyor. O zaman insanın aklına şu soru geliyor “Peki ben ne bileyim o zaman?” buna da verilecek cevap ise insanın önce kendisini bilmesi gerektiğidir. Yunus bunu ifade ederken “ İlim ilim bilmektir, İlim kendini bilmektir, Sen kendini bilmezsen, Ya nice okumaktır” diyerek insanın ilminin gayesinin önce kendi iç derinliğine inmesi gerektiği söylüyor. Bilmek bize ne kazandıracak dersek, bilmek bize sevginin ziyadeleşmesini kazandıracak. İnsan neyi, kimi nasıl sevmelidir? gibi bir sorunun cevabı da Kuran Ahzap Suresinin 33. Ayetinde bir topluluğu övüyor. Diyor ki “Ey! Ehlibeyt Allah size her türlü eksikliklerden arındırmak sizi tertemiz kılmak ister” o zaman ehlibeyt kelimesinin içerisine girecek o topluluğun mensuplarını bilmek gerekir. Bu da Hz. Peygamber sorulduğunda Peygamberimiz(s.a.v) sağ tarafına İmam Aliyel Murtaza’yı, sol tarafına Fatıma Anamızı, önüne Hasan Hüseyin Efendilerimizi koyup işte benim ehlibeytim budur diyor. Mademki ehlibeyt budur, sınırları çizilmiştir o zaman ben bir kul olarak, Peygambere bir ümmet olarak ehlibeyte karşı en önemli vazifem nedir? benim. Onu da Şura Suresinde 23. Ayetinde Allah Peygamberlik vazifesine karşı insanlardan Peygamberin ehlibeytini sevmelerini istiyor. Bizim ehlibeyti sevebilmemiz için onlara ait bilgimizin, malumatımızın olması gerekir. Çünkü bilen bildiğini bildiği ölçüde sever. İşte Muharrem ayıda bunun için bir fırsattır. Evet, Muharrem ayında Kerbela gibi mel’un hadise cereyan etmiştir ama o hadiseden 1332 yıl evvel yaşanmış bir şey ama o hadiseden bize kalan ehlibeyt sevgisi olmalıdır. Çünkü Hz. Peygamber kişi sevdiği ile beraberdir diyor. Biz Hz. Peygamber(s.a.v) ‘i seversek, İmam Hüseyin’i seversek, İmam Aliyel Murtaza’yı seversek o zaman onlar neredeyse bizler de orada olacağız. İnşallah cennette Kevser Havuzunun başında saki-i Kevser olan İmam Aliyel Murtaza’nın saki-iliğinde o Kevser havuzundan Hz. Peygamber bize inşallah hayat suyu takdim edecektir. Muharrem ayının bize bunu hatırlatması icap eder. Bu yüzden yaklaşan Muharrem ayı münasebetiyle bir araya gelmek, ehlibeyt sevgisini ziyadeleştirecek malumatları beraber birbirimizle paylaşmak güzeldir” diye konuştu.

FOTO GALERİ
Haberler
Fatsa Belediyesi © 2020 Tüm hakları saklıdır.